Aidiyet




Şu sayfayı her açtığımda, iç sesimde kelimelere dökemediğim şeyleri yazabilme gücüne ulaşmayı umut ediyorum. Mükemmel bir iç sıkıntısına sahibim saatlerdir. Böyle anlarda size de oluyor mudur bilmiyorum; dinlediğim, okuduğum şeylerden farklı anlamlar çıkarıyorum. Belki doğru, belki yanlış. Belki anlatılmak istenen, belki ondan çok uzakta.

Blogger maceramdan önce senelerce Tumblr'da yazmıştım. Orada, iki bin yılı öncesi ve sonrası arkadaşlık/dostluk ilişkilerini karşılaştırmıştım kendi çerçevemden. Çok yakınmıştım bazı şeylerden. Bazı şeyler çok değişmiş, bazı şeyler hiç değişmemiş. Ama farklı olan şey; bir süredir farkında olmadan, bazı insanları sadece "zaman geçirgeci" olarak görmüşüm. Etik olarak bu beni rahatsız etmiş olacak ki, bugünkü arkadaş çevremin şekillenmesinde büyük rol oynayan bir etkene sebebiyet vermiş;

Mükemmelliyetçilik.

Son dört beş aydır, görüştüğüm insan sayısında muazzam derecede azalma olduğunu fark ettim. Bunlardan bazıları gerçekten dolu olarak gördüğüm, bazıları ise "alışkanlıktan" ötürü buluştuğum insanlar. Yeni tanıştığım insanlarda aklımda yarattığım arkadaş adlı tablodaki özellikleri arıyorum her seferinde. Bu özelliklerden herhangi biri tutmadığı zaman da o insanla kesinlikle arkadaş olmuyorum. Ortadoğu toplumu özelliklerini taşımayan insanlarla da nadir karşılaştığım için ciddi anlamda insan ilişkilerinden izole olduğumu fark ettim. Burada bahsettiğim şey bilgi birikimi patlaması yaşayan insanlar değil. Öyle insanlarla tanışmaktan inanılmaz haz alıyorum elbette ancak benim için makul insan; bir konuda aşmış bilgiye sahip olsa dahi; tevazu yeteneğine de sahip olan insandır. Konuşulan konuda bilgisi yoksa susmasını bilen, ilgi duyduğu bir konuysa bu konuda araştırmalar yapan ve anlamadığı bölümleri, bu konu hakkında daha bilgili birisine danışan insandır. Ve bu danışılan insan da, sadece kendisinin değil, herkesin bilgilenmesi gerektiğinin farkında olan, köstek olmaktan ziyade destek olan insandır.

Bu tarz insanların sayısının az olduğunun farkındayım. Ama düşündüğümden de az değillerdir umarım.

Çevrenize dikkat edin. Yeni bir hobiye ilgi duyduğunuzu varsayalım. Bu hobi bir enstrüman olsun. "Sen yapamazsın!", "Beceremezsin!", "Bırak bu boş işleri." diyen birçok insan beliriverecektir etrafınızda. Oysa, yakın görüp, çevrenize aldığınız bu insanların size destek olması gerekmez mi? Yanlış anlaşılmasın; yazının bu bölümü benimle alakalı olmaktan ziyade çevremden, arkadaşlarımın arkadaşlarından vb. duyduğum/gözlemlediğim şeyler.

Türkiye neden bir şeyler yapamıyor sorusunun cevaplarından birisi bence bu konu. Maddi imkan konusunda geri bir ülkeyiz. İnsanlara sunulan fırsat ve olanaklar konusunda geri bir ülkeyiz. Ama hepsinden öte bir insanın inancını/şevkini kırarsanız o insandan bir şey üretmesini bekleyemezsiniz. Tabi bu konu bireyden başlayan toplumsal bilinçlenmeyle alakalı.

Geçen gün podcastlerinden birini dinlerken Efe Aydal bir şeyden bahsetti; bilinçli/bilgi birikimi olduğunu idda eden insanlar. Cahil diye tabir edebildiğimiz bir tabaka var, evet. Peki aydın geçinen, sanata ilgi duyan, okuyan, araştıran kesimimiz gerçekten cahillik kümesinin dışında mı? Bir konuda en uzman unvanı dahi almış olsanız; o konuda bir yanlışınız olmadığı, kaçırdığınız bir noktanın olmadığı anlamına gelmez.

Fazla uzatmayalım. Aidiyet. Belirli bir insan kümesinin içine dahil hissedemiyorum kendimi. Hissedemediğim için dahil edemiyorum kendimi doğal olarak. Umarım değişir bir şeyler. Aslında tüm yazı bir umarım üzerine kurulu. Umarım.

Görsel: Çok eskiden kaydettiğim bu görselin maalesef fotoğrafçısını bulamadım. Bilen eden bir mesaj, bir edit.


Aidiyet Aidiyet Reviewed by UltiDigi on 13:20:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: