Sabah uyandığında yatağın baş ucuna oturup halının desenlerini
incelersin ya; yahut aile fertlerinden azar işitirken. Anlamsız olarak -an-landırırız bunu. Anlamsızca halı desenlerini incelemek. Biraz önce benzer bir
an yaşarken aslında bu anların o kadar anlamsız olmadığını düşünmeye başladım.
Uzun zamandır fiziki varlığımın
bulunduğu andan koptuğunu hissediyorum. Varlığım orada ama düşünsel olarak
başka bir yerdeyim. Bu durum git gide değişik bir hale bürünmeye başladı.
Değişik, garip. Nötr. Nasıl tanımlayacağımı bu hissi, tam manası ile
açıklayamam. Oradayım ve değilim. Orada olduğumu hissediyorum ve başka bir
yerde olduğumu hissediyorum. Bu biraz şey gibi; bir ses, bir koku duyumsadığın
vakit, bu deneyimi ilk yaşadığın ya da derinlemesine hatırladığın bir ana
yolculuk edersin ya; saniyelik belki saliseliktir hani. Bunun dakikalarda vücut
bulmuş halini düşün. Çok uzun bir süreden bahsedemem ama bazen gerçekten sadece
düşünsel olarak seyahat etmediğimi hissediyorum.
Biraz önce yine böyle bir an
yaşarken düşündüm yalnızlığı. Kırgın hissediyorum bu gece biraz. Birilerine ya
da bir şeylere değil. Belki hayata. Belki kendime. İçimden nehirler akıyormuş
gibi durup bedenimi dinlediğimde. Yalnızlığımı açık etmekten tedirgin olurdum
eski zamanlarda. Ancak gün geldi artık deyip bazı şeyleri kabullendim. Bu
yazıyı okuyan kişi; muhtemelen bir arama motorunda buldun bu yazıyı. Belki şu
an depresif, belki mutsuz belki de tarif edemediğin, tanımlayamadığın hisler
içindesin. Belki melankolik bir şarkı açtın arka planda, belki bütün öfkeye
yakın hislerini sert bir parçayla dışarı atmaya çalışıyorsun. Sessiz sessiz
çığlık atmanın anlamını öğreniyorsun. Belki de çoktan öğrendin ve bununla
yaşıyorsun. Gel biraz seninle şu konuyu irdeleyelim;
Yalnızlık nedir?
İnsanın yaşadığı her duruma
göre farklı şekillenebilen bir anlamı barındıran kelimedir yalnızlık bana göre.
Daha önce yaşadığım durumları düşündüm. Daha önce bu kelimeyi internette
aradığım durumları. Mutsuzluğu yalnızlık olarak tanımlıyoruz, birileriyle
sevgili olamamayı, sevgisiz olmayı, bir başına olmayı. Arkadaşsız olmayı,
ailesiz olmayı. O kadar çok anlam yüklüyoruz ki. Yalnızlık dediğimde hepimiz
farklı bir anlamı paylaşıyoruz. Ortak anlamı paylaştığımız insanlara da çok
nadir denk geliyoruz. O insanlara denk geldiğimizde ya bizden kilometrelerce
uzakta oluyorlar ya biz onlarla bir şey paylaşmak istemiyoruz ya onlar bize
el uzatmıyorlar. Zaman içinde oluyor elbette her şey. Bu, bir insanın dış
görünüşünü beğenip ona düşüncemizdeki, içimizdeki karakterin özelliklerini
eklemeye çalışmak gibi. Karakter bedene uymuyor, uymadığı gibi zamanla negatif
etkilerini görmeye başlıyoruz bu bedenin. Oysa o bedenin tüm sevmediğimiz,
hoşlanmadığımız hareketleri en başından beri oradaydı. Belki biz göremedik, biz
görmek istemedik, belki o kişi bize bunu göstermek istemedi.
İnsanın temel amacı beslenmek,
barınmak ve üremedir derler. Eski insanlar, birisiyle birlikte olmak
istediğinde en sağlıklı olanı, en sağlıklı görüneni seçerlermiş. Modern dünyada
ise hepimiz dış görünüşe aldanıyoruz. Üzülmeyin. Bunu hepimiz yaptık,
kimilerimiz bunu hala yapıyor. Çünkü insan ırkı düşünen bir hayvan ve hepimiz
hayvansal içgüdülere sahibiz. Bu olay da tamamen iç güdülerimiz ile alakalı.
Gel gelelim bu durumun değişebileceğine inananlardanım. İnsan bir hayvan olduğu
kadar bir bitki de gözümde. Bir meyve gibi olgunlaşabiliyoruz. Nefsini kontrol edebilen,
kendini tam manası ile maneviyata açan kişilerin varlığını duyuyoruz. Görünüşe
aldanmadan direkt düşünceler üzerinden birbirimizi tanımaya çalışabiliyoruz.
Peki genele vurduğumuzda bu insanların rakamsal varlığı ne kadar? Gerçekten çok
düşük. Önceliği dış görünüşten ziyada düşünceler olan insanlar genelde çok
kırılgan, psikolojik rahatsızlıkları olan ya da olmuş, duyarlılık seviyeleri
fazla olan insanlar oluyorlar. Bu tip insanlarla anlaşmak kolaydır demek
isterdim ancak maalesef. Kolay olsaydı zaten bu insanlar üreyip şu an üzerine
konuştuğum oranı artırabilmiş olurlardı diye düşünüyorum. Nadirdir böyle
insanlara denk gelmek zaten. Ancak dediğim gibi böyle bir insana denk
geldiğinizde ve uzun süre birlikte vakit geçirmenize rağmen çoğu konuda
hemfikir olabildiğinizde, birbirinize duyduğunuz sevgi ve saygı gün geçtikçe
arttığında, o zaman dünyanın daha güzel bir yer olduğunu anlayabileceksiniz.
Eskiden insanları
kurtarabilecek şeyin sevgi olduğunu düşünürdüm. Zaman geçtikçe sevginin her
insan için farklı anlamlar ifade ettiğini fark ettim. Bu konuya fazla
değinmeyeceğim ancak bu fiilin bu kadar çeşit anlam içermesini doğru bulmadım
ve toplumun büyük, gerçekten büyük bir çoğunluğunun benim gördüğüm, hissettiğim
"sevgi" kavramını hak etmediğini fark ettim.
Şu anki yalnızlığımın adı
paylaşmak. Gecenin bir yarısı birileri ile bir şeyler paylaşmak zordur çünkü.
İçime açılırsam belki biraz rahatlarım diye düşünmüştüm itiraf etmek
gerekirse. Çevremizde bu kadar teknolojik alet edevat varken insanın kendisi
ile "yalnız" kalması biraz güçleşiyor ister istemez.
Kendinizi tanıyın. Kendinizden
kaçmayın. Yaralarınızdan, güçsüzlüklerinizden kaçmayın. İnsanı insan yapan en
önemli şeylerden birisidir insanın kendini tanıması, tanımaya çalışması.
Yalnızlık Üzerine
Reviewed by UltiDigi
on
16:09:00
Rating:
Reviewed by UltiDigi
on
16:09:00
Rating:


Hiç yorum yok: