Yerli Firmaların En Büyük Sorunu


Yerli Firmaların En Büyük Sorunu

Net, iletişimsizliktir. 50 bin tane sosyal ağ kullanmak ile, iletişim sayfasına binbir çeşit telefon ve mail adresi bırakmakla olmuyor bu işler. Yahu milyar dolarlık yabancı şirketlere mail atıyorum. Hatta yeri geliyor hiçbir ürününü kullanmadığım yine yabancı bir şirkete daha detaylı bilgi almak için mail gönderiyorum ve 2 gün içinde cevap geliyor. Arkasından bir mail daha atıyorlar aradığınız cevaba ulaşabildiniz mi dönüş yaparsanız seviniriz diye. Ulan bizimkilere bir mail atıyorsun 3 ay geçiyor, 5 ay geçiyor tık yok. Yani bir konuda bilgi verebilmeniz için illa ticari bir çıkarınızın mı olması gerekiyor ben hakikaten anlamıyorum. Kurumsallaşma adı altında amcanın oğlunu, dayının kızını alırsan işe, vizyonun olmadan hareket edersen sonuç bu olur. İletişmek nedir bilmezler, üslup nedir bilmezler, feedback isterler, cevap vermeye tenezzül etmezler. Bir ekip; bir ürün, hizmet vs. ortaya koyar. Bunun eksiklikleri olabilir. "İşte bu muhteşem oldu!" dediğiniz şeyin bile sizin görmediğiniz eksiklikleri olabilir. Kullanıcı bunu size bildirir. Siz de geri dönüş yaparsınız. Projenizi, ürününüzü, artık ne haltsa geliştirirsiniz. Bunun yolu budur. Bildirilen şeyin illa eksiklik olması gerekmez. O alan ile ilgili birisi bilgi almak ister, bir fikir danışmak ister. Sunduğunuz hizmetten ötürü teşekkür etmek ister. Meşguliyet anlaşılabilir bir şeydir ama bizim firmaların yaptığı şey bildiğin sallamamak.


Aslında bu konu hakkında fazla bir şey yazmak istemiyordum ama madem başladık yazmaya devam edelim. Aga iddia ediyorum Türkiye'de gerçekten kurumsal olmanın hakkını veren firmaların sayısı bir elin parmaklarının sayısından fazla değildir.

Bir de bizim ülkede saçma bir gönüllülük anlayışı var. Eminim siz de farkındasınızdır bu durumun. Sözde kurumsal şirketlerin ilanlarında bile görüyorum bu durumu o nedenle bu konuda da bir şeyler yazmak istiyorum. Kurmuşlar bi' şirket, ne bileyim bi' forum açmışlar, site açmışlar. Sonra da ilan vermişler, neymiş efendim gönüllük esasına dayalı olarak çalışacak takım arkadaşları arıyorlarmış. Gönüllü editör, admin, grafik tasarımcı, moderatör, yayıncı, yok bilmem ne, bilmem ne. Gönüllülük beleşe çalışacak eleman demek değil yahu. Resmen öyle bir anlayış var neredeyse tüm sektörde. Mesele para falan değil. Birisi gönüllü olur açtığın bir ilan için. Emek sarf eder. Peki karşılığında sen ne vadediyorsun?

Bazı firmalar var hele bizimle çalışmak bir ayrıcalıktır kafasındalar. Sömürülecek adam çok bizim memlekette. Ama azıcık bir şey bilen ve gönüllü olarak çalışayım mı bu şirketle diye ikilemde kalanlar var ise onlar için yazıyorum bu yazıyı. Gönüllü olarak çalışacağınız şirket size hiçbir şey katmıyorsa, hayır aga çalışmayın. Sen orada bir emek veriyorsan, o şirket de sana değer verecek. Bir bilgi verecek, yol gösterecek, deneyim kazandıracaksa sana, bu süreçte sana para da ve-re-cek. Öyle kuru kuru al işte deneyim kazanıyorsun laflarına falan kanmayın. Şu şirkette gönüllü olarak çalıştım demenin bir artısı var mı sizce?

Vardır istisnalar belki. Sözüm köle arayan şirketlere. Emeğinizi ucuza satmayın. Hele beleşe hiç satmayın(!).

Son bir şey. Bu iletişimsizlik firmalara has bir şey de değil. Biz toplum olarak birbirimizi anlamayı zerre umursamıyoruz arkadaş. Hep bi' son sözü ben söyleyeyim, benim dediğim olsun, ben eleştireyim ama eleştirilmeyeyim anlayışı. Eleştiri nedir onu da bilmiyoruz ya, neyse.

Yerli Firmaların En Büyük Sorunu Yerli Firmaların En Büyük Sorunu Reviewed by UltiDigi on 06:35:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: