Sanat Adı Altında


Kısa bir süre önce değişim ile ilgili düşüncelerimi içeren kısa bir yazı paylaşmıştım. Yazılarımı düzenli takip edenler varsa, bu mecradan önce Tumblr'da yazdığımı bilirler. Orada, başlıkta belirttiğim konu ile ilgili bir şeyler karalamışım. Yazıya; "Açıkçası bu ülkede sanat adına yapılan o kadar az iş var ki; ve bu "sanat eseri" diyebileceğimiz az sayıdaki eserlerden bile, çok azına kaliteli diyebiliriz." diye başlamışım.

"Eski ben" başlıklı yazıma, değişmeyen tek şey değişimin kendisidir diye başlamıştım. Tumblr'da yıllar önce yazdığım bu sanat ile ilgili yazıyı okuduğumda, kendimde ve düşüncelerimde değişmemiş olan nadir bir şeye daha rastladım.

Öncelikle "sanat" denen kavram nedir, içi ne ile doludur benim açımdan; ondan bahsetmeli. Sanat, maddi kaygı güdülerek yapılamaz. Maddiyat için yapılamaz. Çünkü bu düşünce yapısıyla yapılan şey sanat değil zanaattir. Geçmişte bu durum nasıldı bilemiyorum ancak günümüzde sanatçı dediğimiz çoğu insan sanatçı değildir. Kategoriye bölüp açıklamak gerekirse; şarkı söyleyebilen, enstrüman çalabilen her insan müzisyen değildir. Benim için, gerçek müzisyen, ressam, şair; yani sanatçı, o alanda teknik bilmese dahi yaratıcı bir şeyler yapan, yapmaya çalışan insandır. Gerektiği zaman toplum, gerektiği zaman sanatı, sanat için yapan insandır. Yaşadığı ülke, problemlerle boğuşurken sanat için sanat yapması, diğer her şeye gözünü kulağını kapatması, kişi işini ne kadar iyi icra ederse etsin, benim gözümde yine sanatçılık değerini kaybeder.

Tumblr'daki yazımda demişim ki; "Popüler kültürün etkisinde kalmış, bu kültürün kendisine sunduğunun dışına çıkmamış ve dolayısıyla kendisini geliştirmemiş kişiler suçludur bu konuda. Şimdi bu cümleyi okuyan hiç kimse kendisini suçlu ya da popüler kültürün etkisinde kalmış olarak görmeyecek."

Bu konuya ise şöyle açıklık getirmişim;

"Gün içerisinde aşk, sevgi, sevgililik dışında başka hiçbir konudan bahsetmeyen insanlar görüyorum. Şimdi, hayatınızdan, bu konudaki bütün muhabbetleri ve bu konular üzerine yazılmış sanat eserlerini çıkarın. Eğer geriye koca bir hiç kalıyorsa, üzgünüm ancak siz de o kitleden birisiniz."

Bu yazıyı Tumblr'da paylaşalı seneler olduğunu biliyorum. Bugün televizyonu açtığımda ülkenin, daha beter bir durumda olduğunu görebiliyorum. Aşk kavramını sömüren dizilerimiz dışında, edebiyat dünyamız da almış başını gitmiş uzaklara. Sinema dünyamıza ise hiç değinmek istemiyorum. Sadece komedi ve romantizm üzerine kurulmuş bir sinema kültürü? Ben almayayım.

Yazının başında bahsettiğim aynı kafa burada da var. Bugün vefat etmesine rağmen arkasından konuştuğumuz birçok insan var. Çünkü bu insanlar -sadece sanat camiasından bahsetmiyorum- çalıştıkları alanda çığır açabilmiş, yeni bir şeyler denemekten korkmamış, hepsi olmasa da, çoğunluğu bu işi maddi kaygı gütmeden yapmış.

Tekrar sinemaya dönersek; bizim sinema camiamızda şöyle bir bakış açısı gelişmiş:

"Abi dayayalım ajitasyonu ya da sözde esprileri; maliyet çok az, gelir çok fazla olsun."

Son dönem edebiyat dünyamıza dönelim biraz da. Özellikle iki bin sonrasına bakalım. Bence, artık Türk edebiyatı başka bir sıfat daha hak ediyor. Bundan sonra;

Türk yalnızlık edebiyatı.

Edebiyat demişken; sinirlerimi bozan bir konuya daha değineyim. Son birkaç senedir "Kitap okuyalım. :)", "Kitap candır, gerisi patlıcandır. :)" "Kitapsız olmaazz :)" tarzı paylaşımlar ayyuka çıkmıştı. Benim bu paylaşımlarda anlamadığım nokta; kitap okumanın sıradışı bir şeymiş gibi gösterilmesi. Evet Türk toplumu olarak okuma oranımız çok düşük ancak senin paylaşımların belirli bir yaşa gelmiş kimsenin kitap okumasını sağlamayacak. Beni bu paylaşımlarda en çok sinir eden şey; "birey olmak üzerine." yazısında farklı bir açıdan değindiğim Türk toplumunun bozulmuş yapısı. Bu paylaşımları yapan insanların düşüncesi; bilginin erdemine erişmekten ziyade diğerlerinden farklı olmak, diğer herkesin üstünde olmak üzerinedir. Çok okumaktan ziyade ne okuduğun, okuduğunu ne kadar anladığın daha mühimdir benim gözümde.

Bilgi, insanı gösteriş budalası ve egoist yapmaz. Aksine, bilge insanlar korkak ve mütevazidir. Çok bilen insan bir şeylerin farkında olan insandır.

Şunun altını çizmekte fayda var; kitap okumak; müzik dinlemek, spor yapmak, yemek yemek gibi normal bir eylemdir. Olması gereken budur.

Eğer bir insan, arkadaşları ile sohbet ederken, din, spor ve aşk dışında bir şey konuşamıyorsa dönüp kendine bir bakmalı.
Sanat Adı Altında Sanat Adı Altında Reviewed by UltiDigi on 08:40:00 Rating: 5