Ortaokuldayken
hoşlandığım birisi vardı. Alakasız
yer ve alakasız zamanda "açılma" başarısını(!) göstermiştim bu kişiye.
Şimdi düşünüyorum da; henüz ortaokuldaki birisi, birisinden nasıl hoşlanabilir?
Hormonal hareketlerin getirdiği duyguları hoşlantı sanıyorduk muhtemelen.
Bu kişinin
de sevgilisi varmış. Bir şeyi özene bezene yaparsın ancak bir şekilde bok olur
ya. O durumdan sonraki hissi yaşadım uzun zaman boyunca. Bu olay üzerinden onca
zaman geçti ancak daha o zamandan -buna aşk diyemeyiz ancak hadi şimdilik
diyelim- "aşkın" bir oyun üzerine kurulu olduğunu işlemişlerdi
genetiğimize. Ortaokulda öğrenim gören birinin, yani; 12, 13 yaşlarında
birisi, bu oyunu nasıl öğrenmiş olabilirdi? Demek istediğim; o yaşlarda, bu
tarz şeyleri aileniz ile konuşamazsınız. Ancak bu bilginin/numaranın bir şekilde
aktarılması gerek, yanlış mı düşünüyorum?
O kişiye, o
zamanlarda anlam veremediğim -hatta yıllar boyunca anlamlandıramayacağım- bir
soru sormuştum.
Birini
sevmek ile birine aşık olmak arasındaki fark nedir?
Tabi o zaman
hepimiz bu işlerde yeni yetme olduğumuz için cevaplarımız da bu doğrultuda
şekilleniyordu. Hatırladığım kadarıyla, önce birisinden hoşlanırsın, sonra
seversin, sonra aşık olursun gibi bir cevap vermişti. Yıllar geçtikçe insan, bu
cevabın yanlış olduğunun farkına varıyor.
Gereksiz
dipnot: Birisinden hoşlandığımız zaman o kişinin negatif yönlerini yok
sayıyoruz ya, aslında o ilişkinin yürümeyeceğini göremiyoruz. İnsanın yaşı
ilerledikçe, bu geçici körlük yok olmaya doğru yol alıyor. Yeni birisiyle
tanıştığınızda, birkaç görüşmeden sonra okuduğu eserlerden, dinlediği
müziklerden, ilgilendiği alanlardan vs. o kişinin kaba taslak karakterini
öngörebiliyoruz. Jest, mimik, görünüş vb.'yi buna dahil etmiyorum çünkü
karakterini gerçekten güzel saklayan, haklı ya da haksız biçimde saklayan
birçok insan tanıdım. Şahsi fikrim, yukarıda saydığım özellikler bir insanın
karakterini tanımada daha çok yardımcı oluyor.
Belki de
gençlik yıllarımızda yanlış insanlarla birlikte olmamızın sebebi de budur. Demek
istediğim, gençlik yıllarınızı düşünün. Tam
manasıyla oturmuş bir
kimliğiniz var mıydı? Şu an dönüp geçmişte dinlediğimiz müziklere baktığımızda
bile "Bunları mı dinliyormuşum ben?" demiyor muyuz? Tam olarak
karakterin şekillenmemiş olması nedeniyle hangi tipteki karakterle
uyuşabileceğimizi bilemiyorduk diye düşünüyorum. Bazı eserler
vardır üzerinden yıllar geçmesine rağmen her
oynatışınızda/izleyişinizde/bakışınızda aynı tadı alırsınız. Hatta
üstüne bir de yaşlandık hissi gelir ki benim için tadından yenmez bir histir.
Bu eserlerin, bilinçli ya da bilinçsiz olarak bir şekilde karakterlerimizde yer
ettiğini ve karakterimizin şekillenmesinde rol oynadığını düşünüyorum.
Şimdi tekrar
düşünelim: Sevgi ile aşk arasındaki fark nedir?
Bir arkadaş
bir arkadaşına, bir çocuk babasına, bir eş karısına ya da bir din alimi Tanrı'sına seni seviyorum diyebilir. Biraz sonra söyleyeceğim şey için uzun
süreli bir gözlem yapmaya gerek yok. Ben hiçbir zaman sevmek fiilinin bu
anlamlarda kullanıldığını işitmedim kendi toplumumuzda. Yani; toplum olarak
sevgi ile aşkın arasındaki farkın tam manası ile ne olduğunu bilmiyoruz.
Sevgi ile Aşk Arasındaki Fark
Reviewed by UltiDigi
on
16:17:00
Rating:
Reviewed by UltiDigi
on
16:17:00
Rating:


Hiç yorum yok: