Gelişim ve İletişim Üzerine

Okumaya başlamadan önce konuyla da bağlantılı olması bakımından şu güzide eseri dinlemek isteyen olursa buraya bırakıyorum.

İnsan, gelişim içerisinde olan bir canlı elbet. Gelişimi, ileriye dönük olma, ileriye gitme olarak tanımlarız çoğunlukla. Ancak 'gelişimi yorumlama' konusunu epey göz ardı ettiğimizi düşünüyorum. Gelişimin etik ile olan bağlantısını çözümleyebilmek için ise en azından "iyi" ve "kötü", "doğru" ve "yanlış" kavramlarına, yani; ahlaka aşina olmamız gerektiğini düşünüyorum.

Gelişim; insani gelişim, ekonomik gelişim gibi alt kategorilere ayrılabilir mi yoksa bir bütün çerçevesinde mi değerlendirilmelidir? Herhangi bir alanda gelişim gösterirken, diğer "alanları" gelişim gösterdiğimiz alandan izole etmek, bir diğer deyişle gelişim gösterdiğimiz/gelişim gösterdiğimizi düşündüğümüz alandaki etkilerin diğer kategorileri etkilemediğini söylemek mümkün müdür?

Sizin deneyimleyemediğiniz şeyi bir başkası size büsbütün nasıl anlatabilir? 

Deneyim ve bilgileri her bir bireyin farklı işlemesinden ötürü bir insanın, başka bir insan ile yüzde yüz iletişebileceğini düşünmeyenlerdenim. Yüzde yüz iletişim kurulamasa da kurulabilecek en sağlıklı iletişime erişmek/sahip olmak için karşıdakinin izin verdiği sınırlar dahilinde düşünceleri ve bu düşüncelerinin "neden" böyle şekillendiğini kavramak için çaba harcamak gerek. 

Ancak yüzde yüz iletişim kuramayan bir canlının, iletişim kurmamak için ekstra bir çaba sarf etmesi bana abes geliyor. Hele hele podcast'lerde de değindiğim üzere, sürekli "Ben, ben, ben...", "Herkes beni anlamalı.", "Ben, her şeyin en iyisini biliyorum.", "Daima haklıyım.", "Karşımdakinin beni anlayabilmesi için çaba harcamama gerek yok." gibi düşüncelere sahip olan bireylerin büyük çoğunluğu oluşturduğu toplumlarda iletişim kurmak/kurabilmek daha büyük bir problem haline geliyor. 

Peki, insan sürekli gelişim içerisinde olan bir canlı ise, olmak istediği noktaya ulaşabilmesi mümkün müdür?

Gelişimi, sürekli tırmanmak istediğimiz sonsuz bir merdiven olarak görüyorum. Yeni birisi ile tanıştığımızda kendimizi, olmak istediğimiz kişi gibi tanıtabiliyoruz. "Olmak" istediğimiz kişi, yeni tanıştığımız kişinin düşüncelerine göre iyi veya kötü olarak değerlendiriliyor. Çoğunlukla "iyi" olarak değerlendiriliyor çünkü sistemin (sistemden kasıt: siyasal, sosyolojik vs. tüm etkenler) bize dayattığı mükemmel(!) insan formunu kendi üzerimizde uygulamaya çalışıyoruz. (Burada şunun altını çizmekte fayda var: büyük çoğunluğun doğru olduğunu düşündüğü şeyler her zaman doğru değildir.) Ancak bir süre sonra, mevcut konumumuzdan ileriye gidememe ve ileriye dönük hedeflerin/gelişime etki eden faktörlerin değişmesi nedeniyle, kendimizi "o" olarak tanıttığımız kişiden başka bir insana bürünüyoruz. 

Çoğunluk, azınlığın 'çarpıklaşması' için sistemle el ele tutuşarak elinden geldiğini ardına koymuyor. Herkes, kendini azınlıktan yana görmek isterken, içten içe "Ben farklıyım.", "Ben iyi bir insanım." düşüncesini benimserken, ortada iletişim denen şeyden söz dahi edilemez olması pek abes değil. İletişim araçlarının sayısı arttıkça, daha çok iletişebiliyor olmanın yanılgısına kapılmak, Facebook'ta binlerce arkadaşa sahip olmanın bireyde "Ben sosyal bir insanım." düşüncesini doğurması böyle bir ortamda gayet doğal. 

Kısacası; arkasından söylemediğini bırakmadığı insanın fotoğrafının altına "Çok özledim canım. :)" yazmak doğru olanmış gibi lanse edildiği sürece bu çarpıklığın giderilmesi imkansız.
Gelişim ve İletişim Üzerine Gelişim ve İletişim Üzerine Reviewed by UltiDigi on 02:18:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: