İnsan önceki paylaşımlarına, kağıda döktüklerine baktığı vakit -çoğunlukla gülerek- diyor ki:
"Farklıymışım o zamanlar."
Kimi kelimeler, yaşananlar, anlatılanlar çocukça geliyor, kimisi gülünç, kimisi yara izi bırakmış şeyler.
Bu bloga uğramayalı uzun zaman oldu. Ortaokul birden bu yana blog yazarım ve "pişmeye" başladığımı düşünmeye başladığım vakitten bu yana yaptığım işlerin hep bir teması olsun istemişimdir. Aynı anda birden fazla şeye odaklanmak zor geldiği için mi yoksa yarım yarım yapmak neye katkı sağlayacak düşüncesinden ötürü mü bu düşünce oluştu zihnimde tam emin değilim. Bir şeyden bahsederken, bir şey yaparken çoğunlukla başka yerlerdeyim. Sadece dikkatini verememek değil. O kişiyi, yaptığın şeyi önemsememekten de değil. Zihnen orada-orayı hissetmiyorum. Bir tek bestelerken kendimi yaptığım işe tam olarak verebiliyorum.
Bu "tema" olayını oturtamadım bir türlü bloglarımda. Sanat üzerine fikirlerimi beyan ettiğim bloglar günlüğe dönüştü. Sonra şarkılar eklendi oralara. Videolar, arkadaşlıklar, başka şeyler, şunlar, bunlar, onlar...
Sanırım hayatımın da bir teması olsun istedim bilemiyorum. Yapmaya çalıştığım, uğraştığım şeyler hep bir geçmişte var olmuş ve günümüze kadar dayanabilmiş bir itici güç gerektiriyordu. Ama her şey birbiriyle ilintiliydi. Kontrol edemediğimiz çokça şey vardı. Son 5 senedir belirli çizgilerimizin olduğunu düşünüyorum. Yapıp-yapamamaktan ziyade insanı durduran görünmez bir duvar. Lise yıllarımda başlayan gözlem yapma eylemini günden güne sevmemin de bu düşünceyi geliştirmemde etkisi olduğunu düşünüyorum. Çünkü dışarıda tutmuştum kendimi bir şekilde ve dahil olmamıştım. Olması gereken budur, şöyle yapılmalı, bu böyle olmalıdır gibi kalıplara inanmadım hiçbir zaman. Ama yaptığın şeyde başarılı olabilmek için inanmadığın kalıbın şeklini alman gerekiyor gibi. Hayat sürekli bunu söylüyor gibi. Kader denen şeye inanmam ama "similasyonvari" bir yaşam sürdüğümüze inanıyorum.
Yazılmış bir kod gerçekten bizi durduruyor mu? Neden çoğunlukla böyle hissediyoruz? Bunun yetiştirilme tarzı, genetik, sosyolojik ve psikolojik bir çok sebebi var elbette ama anlatmak istediğim şey...
Hayat çok karmaşık gelmiyor mu size de? Hayır, insan ilişkilerinden, uzun veya kısa vadeli planlardan, amaçlardan, insan doğasından vs. bahsetmiyorum. Hayat bir bütün olarak çok karmaşık değil mi?
Hayata başladığımızda sanki sadece toplama yapmayı biliyormuşuz, sorular da sadece toplama üzerinden geldiği için eğlenebilmişiz, bir şeylerin farkında olmadan devam edebilmişiz gibi hissediyorum. Büyüdükçe çıkarma öğrenmeye başlamışız, biz daha çıkarmayı öğrenirken çarpma ve bölme soruları gelmeye başlamış da bu sefer toplama işlemlerini bile yapamaz hale gelmişiz gibi.
Hayatın değil de insanın tıkandığı noktalar var. Parası olmayan birisine nasıl birikim yapacağını anlatıyoruz sanki. Ortada olmayan şeyi nasıl biriktirebilir ki birisi?
İnsan neden yapıldığını çözemeden nasıl hedef belirleyebilir kendine? Hedefi "kendisinin" koyduğunu nereden bilebilir? Özgür irade mevzusu kadar karmaşık ama fırından ekmek alıp ucunu koparıp ağzına atmak kadar değişik bir yönü var hayatın.
Benim Amacım Ne?
Reviewed by UltiDigi
on
22:47:00
Rating:
Reviewed by UltiDigi
on
22:47:00
Rating:


Hiç yorum yok: