Sadık'ın Cevaplayamayacağı Sorular


Ait olmadığı çerçeveye yerleştirilmiş resimde eğreti bir duruş vardır. Eğretilik, resmin kendisinde midir yoksa çerçevede mi? Onu oraya asanda mı yoksa yapanda mı?

Bir köyde elli iki tilki dolaşır. Kişi, elli iki tilkinin de hareketini incelemek ister. Elli iki tilki de farklı şeyler yapar ve yaptıkları her şey bir etkiye neden olur. Sonra takip gittikçe zorlaşır. Takip etmeye çalıştıkça, sınırı aşar mı insan, güzide bir sorudur. Ama koyvermişlik gelir bir süre sonra. Çok fazla olan biten şey vardır ve bu kişinin tüm işi elli iki tilkiyi takip etmek değildir.

Hayatta hep gerekenler vardır. Öyle olması, şöyle yapılması gerekenler. Resmi, uyuşmayan çerçeveye koyarlar. Sınıflandırmaya çalışırlar kendilerinin de sınıflandırıldıklarını bilmeden. Oysa sorsanız sınıflardan nefret ederler. 

Milenyumun başlangıcıyla eğreti çağı da başlamış gibi gelir bana. Tanpınar demiş ya; "Ne içindeyim zamanın ne de büsbütün dışında." Böyle değil, anlatmak istediğim bu değil. Bazı parçalarım hem var hem yok gibi, artık. 
  • "...Odamı sınırlayan dört duvar arasında, varlığımı ve düşüncelerimi kuşatan hisarın içinde ömrüm azar azar eriyor bir mum gibi, hayır, yanlışım var, ömrüm bir oduna benziyor, ocaktan düşen bir oduna: öteki odunların ateşinde kavrulmuş, kömürleşmiş, ama ne yanmış, ne olduğu gibi kalmış bir oduna benziyor."
Tanışabilseydim, cevaplayamayacağına emin olduğum bir soru yöneltmek isterdim Sadık'a. Kimsin sen Sadık?
Sadık'ın Cevaplayamayacağı Sorular Sadık'ın Cevaplayamayacağı Sorular Reviewed by UltiDigi on 09:00:00 Rating: 5

Hiç yorum yok: