Ben, ne yazacağımı bilemiyorum. İç döküntülerim hep böyle başlıyor. Ne yazacağımı bilmeden, bir tema olmadan elimde ve geliyor gerisi hep. Ama içimdeki ses diyor ki, bu yazının da kendine has bir teması var. Daha başlangıçta söylüyor bunu. Dönüp diyorum ki ne anlatacağım, ne söyleyeceğim belli değil daha. "Değil mi?" diyor işte, o zaman suskunluğum yazıya da dökülüyor.
Bu yazıyı okuması beş dakika. bilemedin on. Ama yazması bu yazıyı, bir yolculuk benim için. Zaten herkes için öyle değil midir?
Bazen düşünüyorum... Diğer insanlar da düşünüyordur bunu, sanırım. Başka bir insan olmak ister miydim? Daha iyi mi olurdum, kötü mü? Daha mutsuz olabilir miydim? Belki. Adlandıramadığım hislere mutsuzluk derdim belki de, kim bilir? İnsanlar duyarsız. Ben de duyarsız mıyım acaba? Haber edilmediği sürece haberdar olmak için bir şeyler yapmıyor muyum bazı şeyler için? Sürekli değişim içinde olan bir varlık kendini gerçekten tanıyabilir mi? Tanısa bile, ne kadar tanıyabilir?
Artık uğraşmıyoruz birbirimizi tanımak için. Hepimiz iyilik yapıyoruz, kötülük de. Bazen, aşırı kötü insanları düşünürüm. İyiliği bütünüyle ortadan kaldırsak, yaptıkları kötülükler onlar için bir şey ifade eder miydi? Değişirler miydi?
İki sene evvel başladı bir şeyler. Değişimim. Hayali bir çizgi var diye düşünürdüm ve söylerdim etrafımdakilere, ne yaparsak yapalım geçemeyeceğimizi. Belki de ben geçemiyordum. Bu konudaki zayıflığımı belli etmek istemediğim için genelleme yapıyordum belki de. Değişim, o çizgiyi geçiş midir sizce? Ben, bu akşam öyle düşünmüyorum. Ama yarın akşam düşünebilirim. Sonraki gün yine bugünkü gibi düşünürüm ve sonra belki de bir daha bu konuyu hiç düşünmem. Değiştim ben, çok. İyi yönde ve kötü yönde. Ama bazı şeyler var. Sınırındayım sanki o çizginin. Geçerim diyorum, geçemem diyorum. Oyalıyorum kendimi. İşin acayip yanı... Bilemiyorum. Bir hobiyle, nesneyle, kişiyle oyalanma da değil bu. Zamanla oyalanmak, zamanla oynamak.
Çizgi diyordum. Bunu, bize
biçilen roller olarak görebilirsiniz. Hani, herkesin bir rolü vardır ya; kimisi
gaddar, kimisi iyi, kimisi şöyle, kimisi böyle olmalı ki denge denen şey
varlığını sürdürebilsin. Denge, önemlidir diye öğrettiler bize. Çünkü dengesizlik
kötüdür. Çünkü doğada bile bir denge vardır. Siyah olmadan beyaz, beyaz olmadan
siyahın anlamı olmayacağı gibi. Bayat edebiyat dergilerinde yayınlanmış çürük
yazılarda geçen cümleler kurmayacağım. Ya gri diye sormayacağım. Bazen, kendimi
çok çocuk gibi hissediyorum. Aslında, bazenden ziyade çoğunlukla çocuk gibi
hissediyorum. Bu bana yaşamam için dirayet veriyor. Yaşama tutunmam için bir
coşku, heyecan. Ama, büyükler çocuklardan pek hoşlanmaz, sanırım. Severler ama,
ne bileyim. Çocuklar fazla gürültü yaparlar değil mi? Çok soru sorarlar. Laf anlatamazsınız.
Kalıba sokamazsınız. Ne isterse onu yapar, hayalinin peşinden gider falan
filan.
Belki, kendimi diğerlerinden
farklı görüyorumdur. Belki diyorum çünkü farklı olduğumu düşünmüyorum. Biri farklı olmayı
neden ister üzerine bir yazı yazmıştım Tumblr'da. Belki anlıyorum şimdi. Farklı ne
kadar da göreceli bir kelime değil mi? Sizin sonsuzluktan ne anladığınız ile
benim sonsuzluktan ne anladığım gibi.
Yalnızlık başta güzel, sonra
seni bırakmayan bir şey demişim epey ama epey bir zaman önce. Kalabalıkta yalnızlığım
dinmiyordu birkaç ay önce. Artık, kalabalık da yok. Kendimi, bir başıma koyan
da benim. Yanımda olmak isteyen insanlar var. Onlara çok müteşekkirim. Ama şartlardan
dolayı olamıyor onlar da yanımda. Ben, kendimi cezalandırıyorumdur belki de. Bu
dünya cennet değil elbet. Bazen öyle hissettirse de cehennem de değil. Sanki cennet
ve cehennem arasında gidip geliyor gibiyiz ya da gibiyim. Seçici olduğumu
düşünüyorum. Bilhassa insan konusunda. Belki de kandırıyorum kendimi. Ya da
kandırmaktan ziyade bir yorgunluk var. Bunu şüphesiz kabul edebilirim. Oyun istemiyorum
çünkü. Bir şey olduğunda susulmasın, konuşulsun istiyorum. Susulması gerektiği
zaman susulsun. Ama halı altına itilmesin hiçbir şey. Suskunlukta gizlenmesin
hiçbir his.
Ben heyecan aramıyorum. Sıradanlığın
içindeki ahengi seviyorum bir şekilde. O dinginlikte bulunmak, her gün bambaşka
heyecanlara yelken açmaktan daha ilgi çekici ve tatmin edici benim ruhumda.
Ama eksiklikler var. Tamamlayabileceğimi
düşündüğüm -bildiğim- eksiklikler. Tamamlayabileceğinizi düşündüğüm
eksiklikler.
Her insan özünde değerli, eşsiz
hissetmek ister demiş birisi zamanında. Büyük bir yanım haksızsın diyebiliyor
bu söze ve derinliklerime yerleşmiş bir yanım doğrudur diyor.
Kendi içimde iki ara bir derede
kalmaktan yoruldum. Ve ben o derede tekrar tekrar boğuldum. Boğuldum sandım. Ama
bitmiyor bu "şey", her ne ise.
İç Döküntülerimden Herhangi Biri
Reviewed by UltiDigi
on
13:06:00
Rating:
Reviewed by UltiDigi
on
13:06:00
Rating:


Hiç yorum yok: