Bu yazıya nasıl başlayacağıma bir türlü karar veremedim. Yazdım, yazdım... Sildim. Tekrar yazdım, tekrar sildim. Artık bodoslama gireceğim konuya.
Ya aga ben kendimi bildim bileli bu kodumun konusu konuşuluyor her yerde. Arkadaş ortamında konuşuluyor; sosyal medyada konuşuluyor... Kimisi şu sebepten ötürü diyor kimisi bu... Konuşuyor, herkes konuşuyor.
Ben size çok net bir cevap vereceğim abi. Türkiye'de oyun sektörünün gelişmemesinin nedeni vizyonsuzluk, narsisizm, cahillik, sonradan görmüşlük, saçma sapan eğitim sistemi, destek bulamama, teknolojik alet içerisinde yüzerken teknolojiden, bilimden bi' haber olma ve toplumun ahlak yapısıdır. Biraz sonra yazacaklarım sizleri sinirlendirebilir, üzebilir, umutsuzluğa sürükleyebilir. Ancak eğri oturup doğru konuşalım.
Türkiye'de ne gelişmiş ki oyun sektörü gelişsin?
Aga biz hala teknolojiye uyum sağlayamamış, teknolojinin ne olduğunu anlayamamış bir toplumuz. Teknoloji denince aklımıza cep telefonu, i7 işlemci, daha büyük buzdolabı, overclock, bluetooth kulaklık geliyor. Orta ve yaşlı kesimin zaten teknoloji meknoloji umurunda değil. Bizim neslin çoğu destek bulamadığı için hayallerinin peşinde koşmayı çoktan bıraktı. Daha az istediği, istemediği mesleklere yöneldi. Yeni jenerasyondaki bir kısım zehir gibi. Teknolojiye de ilgi duyuyorlar ama sonları bizim gibi olacak. Niye abi? Şundan ötürü:Bizim toplumda bir şey var. Hiç kimse kendisi ile ilgilenmiyor. Ne yapabilirim, kendimi nasıl geliştirebilirim beşinci, altıncı, onuncu, sonuncu planda. Bunun yerine ne ile ilgileniyor peki bu insanlar?
Onun dini inancı, bu hangi takımı tutuyo, komşum arabasını niye sattı, bu niye inançsız, şu niye öyle giyinmiş, onun o saatte orada ne işi varmış, diğerinin cinsel yönelimi niye öyle, erkek adam saç mı uzatırmış, kadın kısmı evde oturur, sen elinin hamuruyla her işe karışma, bırak o öyle mi yapılır... Sayfalarca yazarım ama gerek yok hepinizin bildiği, yaşadığı şeyler bunlar. Bizim toplumumuzun büyük bir çoğunluğu narsist abi. Her birey içten içe kendisinin iyi olduğunu düşünür ancak bizdekiler "iyi" olduğunu düşünenlerden ziyade her yeri kibirle kaplanmış yaratıklar adeta.
Bizim toplumdaki düşünce şu abi: "Ben yapamıyorsam kimse yapamasın."
Dürüstlüğün enayilik olarak, hırsızlığın, işi ahlaksızca bile olsa kolay yoldan(!) yapmanın adının açıkgözlülük olduğu yerde gelişim melişim olmaz. Bu psikolojinin altında yatan nedenleri daha önce blogda defalarca irdeledim o nedenle uzun uzun yazmayacağım. Ama şunu söyleyeyim tekrardan, biat kültürü. Nedir, ne değildir merak eden oturup araştırsın bir zahmet.
Hep "ben, ben, ben" var. Her yerde "ben" yazıyor aga. Ulan şöyle güzel, Türkçe içeriğe sahip bir blog bulayım, arada okuyayım diyorum. Herkes kendisini dünyanın, hatta evrenin en önemli varlığı sanıyor. Bir "ben" diye tutturmuş gidiyor millet. Ulan adama/kadına bakıyorsun, hakkını savunmaktan aciz. Başkasının hakkı çiğnendiğinde yardıma koşmayan insanlar, olay kendilerine dönünce "Niye yardım etmiyosunuz? :(" maskesini takıyorlar hemen. Mevzu kendileri olunca hümanistler mübarek, başkası olunca içten içe haset besleyen ikiyüzlü yaratıklar. Kendi hakkını alamadı ya, hiç kimse alamasın istiyor bu toplumdaki bireyler. Ya açın röportajlara bakın la. Adam/kadın çıkmış diyor ki zamanında ben yaşayamadım şimdikiler de yaşayamasın. Bu kadar kaypak yani insanlar. Sorsanız, onların başaramadıkları şeylerin sorumlusu hep diğerleridir. Kendileri sütten çıkmış ak kaşıktır. Sorsanız, başkasının hayatına burnunu sokmayı kendine hak görmüyordur... Sonra anlamsız bir gruplaşma. Hep bir kavga, gürültü, kavga, gürültü...
Bunların oyun sektörüyle ne alakası var?
Şimdi bu konulara neden değindim onu da açıklayayım. Gelişimin olması için eleştiri olmazsa olmazdır. İnsan mükemmel bir varlık değil. Yaptığı işte hatalar, kusurlar, eksiklikler illaki olacaktır.Peki yukarıda anlattığım psikolojiye sahip insanlarla nasıl sağlıklı bir şekilde tartışılabilir?
Aga adam/kadın argüman sunduğunu sanıyor ama yazdığı şey "Beğenmiyosan sen daha iyisini yap!!11!". Ulan bir şey eksik ise bu doğru düzgün bir üslupla ifade edilir ki geliştiren kişi bu açıkları kapatsın, düşüncesini, projesini ileri taşıyabilsin. Bizdeki eleştiri anlayışı bok gibi olmuş, ben daha iyi yaparımdan ibaret. Aha bu kadar işte.
Peki size soruyorum. Bu tarz düşüncelere sahip insanların toplumun büyük bir çoğunluğunu oluşturduğu bir yerde gelişim nasıl kendine yer edinebilir? Herkes içten içe birbirinin kuyusunu kazmaya çalışırsa, ulan ben buna nasıl köstek olurum, bunun işinin/projesinin/düşüncesinin nasıl önüne geçerim diye düşünürse, nasıl olur bu iş? Adam/kadın düşünüyor, düşünüyor ve köstek olmak için hiçbir şey bulamazsa sen yapamazsınlarla vs. psikolojik olarak karşısındakini yıkmaya çalışıyor.
Aga bütçesi olup da oyun sektöründe iş yürüten kimse neden konuyla alakalı bir atılım yapmıyor? Atılım yapamıyorsa da bu durumu kamuoyuna duyuracak abi. Anca çıkıp bu konuyu videolarda üstünkörü konuşuyorlar. Niyet de zaten konuya dikkat çekmek falan değil, Adsense'den para kaldırmak. Hadi bizim neslin bir kısmı heba oldu gitti. Ama hala didinen, çalışan, uğraşan, üretmek için çırpınan insanlar var. Yeni jenerasyon zıpır zıpır geliyor abi işte zehir gibi gençler var aralarında. Ben sıradan bir oyuncu olarak bu insanların çabalarını görüyorsam sektörde olanların görmemesi imkansız. Bildiğin sallamıyorlar. Kim destek çıkıyor üretmek isteyen insanlara? Kim yol gösteriyor, bir kapı aralıyor? Yemin ediyorum milletin işi gücü Youtube'a bol bağırmalı, saçma sapan, alayı goygoy temalı video koymak. Kafa da parayı götüreyim kafası. Her şey para kodumun yerinde. Para para para... Adam sanki mağarada büyümüş. Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisini hiç duymamış. Kendini gerçekleştirme denen şeyden haberi yokmuş gibi. Oyun benim hayatımdır deyip, Türkiye'de oyun sektörü neden böyle deyip hiçbir şey yapmıyorsa bu bildiğin ikiyüzlülük başka bir şey değil. La hadi ergen bebeleri geçelim. O sözde "kurumsal" firmalar da bu bebelerden farklı değil. İnceleme ayağına beleş(!) ürün gönderen firmanın oyununa yıkama yağlama çekerler. Milleti yanlış yönlendirirler. Sonra biz öyle bir şey yapmadık derler. Sorsan Türkiye'nin en kurumsal şirketidir ama çalışanlara bak dayısının oğlu, halasının kızı, mahalleden arkadaşı. Bir de bu süper kurumsal şirketler "gönüllü çalışma arkadaşları arıyoruz :)"diye ilan vermiyorlar mı... Fıttırasım geliyor. Gönüllü çalışma arkadaşı dediği, biz size para mara vermeyeceğiz ama siz bizim için çeviri yapın, siteye haber girin'in modernleştirilmişi(!). Bildiğin köle arıyorlar işte. Bazıları var ki hele gönüllü falan da yazmıyor adam direkt yazmış ücretsiz iş diye. Ücretsiz iş he mi? Te allam ya.
Türkiye'de Oyun Üzerine Yayıncılık Yapan Şirketlerin Hali
Yahu teması ne olursa olsun, ana fonksiyonu "haber vermek" olan bir sitenin güncel olması gerekmez mi? Bu siteler arasında nasıl bu kadar zaman farkı olabiliyor? Alın size bir başka örnek daha:
Haber ne zaman girilmiş? 15 haziran 2017, 12:56.
Peki bu haber ilk açıklandığında tarih ve saat kaçtı biliyor musunuz? 13 haziran 2017, saat sabah 7 ile 9 arasında. Nereden biliyorum? Sony konferansı bittiğinde geliştiriciler ile röportaj yapıldı. Geliştirici ekipten biri dedi ki "Evet, bu oyunu Pro'da değil PS4'te çalıştırdık." Hatta bakınız sıradan bir oyuncu olan ben ayın 13'ünde bu bilgiyi şu yazımda vermişim. E şimdi bu nasıl iş? Bu nasıl güncellik? Ben sıradan bir oyuncu olarak haberi sizden almam gerekirken sizden öndeyim?
Adblock kullanırken ziyaret ettiğim bir başka oyun sitesinde, reklamın yerine çıkan görsel tam evlere şenlik:
Yahu adam oyun dergisi/sitesi editörü olmuş. İlanvari bir şey açmış ve demiş ki arkadaşlar işte şu şu şu konuda merak ettiğiniz bir şey var ise mail atın, cevaplayalım. Mail atıyorsun 3 ay geçiyor, 5 ay geçiyor tık yok. "Gevur" dediğiniz adamın firmasına (müşterisi bile olmadığım halde) bir konu hakkında bilgi almak için mail atıyorum 2 gün içinde cevap atıyorlar lan. Şaka gibi yemin ediyorum. İşte sonradan görme dediğimiz şey bu arkadaşlar. Gevur denilen yerde hiç kimse kimseye mevkisinden ötürü saygı göstermez. Saygı kazanılır. Bizdekiler hemen bir havaya uçuyor, bir bok olmuş moduna giriyorlar. Ya adam gitmiş bir Amerikan ürününün Türkiye temsilciliğini almış. Twitter'da bio kısmına yazdığı şey, şube müdürü vs. değil. Bildiğin founder yazmış herif. Yuh artık ama. Kafalara gel.
Sektörün içindeki insanların sektörle zerre alakası yok. Ulan ben sıradan oyuncu halimle editörden daha iyi gündem takibi yapıyorum?! Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? E hani sen editördün? Piyasaya hakimdin? Süper mevkin vardı falan? Ya hepsini geçtim adam bilmem ne olmuş, bilmem ne şirketinde bilmem neyim diye Twitter'dan hava basıyor, daha e-posta yazmayı, karşısındakiyle konuşmayı, hitabet etmeyi bilmiyor. Böyle bir yerde bırak oyun sektörünü bir sikim gelişmez. Tartışma kültürümüz bile "Ooof lafı nasıl koydum.", "En son lafı ben söylerim. Ayıqs." üzerine kurulu.
Aslında bu yazıda devletin ve özel şirketlerin verdiği sözde desteklerden de bahsedecektim de 5 saniyelik aramayla kendiniz bulursunuz zaten. Bir halta derman olmayan, dediğim gibi "sözde" destekler.
Aga bir de kimse alınmasın, gücenmesin ama tembeliz. Eğitim sistemi yarrak gibi o konuda kimse bir şey diyemez. Ama gelin elinizi vicdanınıza koyun. İş biraz da insanın kendisinde bitmiyor mu? Ulan hadi eskiden kaynak yoktu, kafam kadar ansiklopediden bilgi arardık. E şimdi her şey elinin altında? Adam/kadın götünü yayarken İngilizce öğrenmeye üşeniyor la. İstiyor ki bir kart çıksın, telefona mp3 atar gibi beynine İngilizce atalım. Yahu hadi İngilizce öğrenmeyi geçtim, yeteri kadar olmasa da Türkçe kaynak var abi nette çoğu konuda. Bir sürü insan karşılık beklemeden çevirmiş kol kadar makaleleri, kaynak kitapları. Adam video atmış Youtube'a üstüne reklam bile almamış. Daha n'apsın lan?
Türkiye'nin yazılım alanında, hele de böyle bir genç nüfusla acayip potansiyeli var. Gel gelelim genciyle, yaşlısıyla biz birbirimize engel oluyoruz aga başka bir şey değil.
Biraz sonra yazacağım şeyi birkaç yerde defa dile getirdim ama kimse sıcak bakmadı. Abi AAA kalitede oyun yapabilecek bireyler yok mu bu ülkede? Var. Neye ihtiyacı var bu insanların? Paraya. Ulan milyonlarca oyuncu var bu ülkede bir geliştirici ekibe destek olamıyor muyuz? Ben her ay atarım 5 lira, 10 lira. Sen atarsın, o atar. Oyuna resmi olarak Türkçe altyazı gelmiyor, imza kampanyası yapalım dendiğinde 50.000 kişi imza atıyor da her ay 5 lira 10 lira bağış yapabilecek 10.000 oyuncu yok mu lan bu ülkede? Var. Ama herkes kendini çakal sanıyor. 5 liranın hesabını yapıyor. Ondan sonra vay efendim sektör şöyle sektör böyle.
Abi adam mesela oyunu torrentten çekmeyi kendinde hak görüyor. Umurunda değil ya. Torrente düşmüş, çekerim kardeş diyor. Sonra "Niye Türkçe oyun yok... :(" diye ağlıyor. Niye oyunlar Türkçe altyazıyla gelmiyor dedikten iki dakika sonra Playstation 4 kırıldı mı diye araştırıyor. Böyle de değişik bir yaşam formu kendisi. İşletim sisteminden Winrar'ına kadar her şey korsan bebenin bilgisayarda. Ondan sonra Türkiye'de oyun satışları neden düşük. Kol gibi fiyat etiketi basan dağıtıcılara da kafam girsin bu arada yeri gelmişken söyleyeyim.
"Ohooo yazılıma sıra gelene kadar..." diyo da herkes... Çok basit abi, şunu soracaksın kendine. Lan millet uzaya çıkıyor, biz hala kazandığımız parayla neden anca karnımızı doyurabiliyoruz?
İşin özü, düşünmekte abi. Başkalarının hayatlarıyla ilgili meselelerde bana ne diyeceksin. Neye inanıyorsa, neyi okuyorsa, ne halt yapıyorsa, toplum düzenini bozmadığı yahut beni etkilemediği sürece bana ne diyeceksin. Bu. Şunu da söyleyeyim öyle bitirelim bu yazıyı. Cahillik okumakla falan yenilmiyor abi. Okumuşun cahili daha bir başka kafada oluyor. Hemen sınıflandırıyor insanları, kendini üstün görme ihtiyacı hissediyor. Sonuçta okumuş adam. Ya her ne haltsa. Upuzun yazı oldu zaten kimse okumaz bunu. Hadi eyvallah.
Türkiye'de Oyun Sektörü Neden Gelişmiyor?
Reviewed by UltiDigi
on
10:26:00
Rating:
Reviewed by UltiDigi
on
10:26:00
Rating:









Hiç yorum yok: